Üçüncüsü Allah Olan İki Kişiden Biri Kimdir?
Giriş: Tanıdık, Ama Hâlâ Gizemli
Bu yazının başında, tam olarak ne demek istediğimi anlamadığınızı varsayıyorum. “Üçüncüsü Allah olan iki kişiden biri kimdir?” sorusu ne bir tarihsel mesele, ne de saf bir teolojik tartışma. Bunu bir düşünme egzersizi olarak ele alalım. Herkesin dilinde olan bu ifade, bir tür modern toplum eleştirisi olarak gelişmiş ve çok derin, çok keskin anlamlar taşıyor.
Hadi kabul edelim; bu tür sorulara cevap ararken, “Kesinlikle doğru” ya da “Kesinlikle yanlış” demek oldukça zor. Burada işin içinde pek çok farklı bakış açısı, inanç ve felsefi tartışma var. Ama buna rağmen net bir duruş sergilemek gerekirse; bence bu sorunun cevabını vermek için öncelikle, modern insanın din, toplum, değerler ve inanç sistemlerine bakışını anlamak gerekiyor.
Şimdi gelelim işin o “tartışmalı” kısmına.
Tanrı’nın Kendisini “İkincil Olan” Bir İnsanla Karşılaştırmak
Bu soruya geleneksel bir bakış açısıyla yaklaşmak çok kolay değil. Çünkü bu soru, doğrudan insanın varoluşu, Tanrı’nın rolü ve inançlar üzerinden ciddi bir sorgulama başlatır. Burada “üçüncüsü Allah” ifadesi, Tanrı’nın yeriyle ilgili bir distopya tasarımı gibi görünebilir. Ama bazılarına göre bu tamamen toplumsal eleştirinin bir aracıdır.
Örneğin, günümüzde insanların sosyal medyadaki davranışlarını, ne kadar ‘beğenilme’ ve ‘onaylanma’ arzularıyla hareket ettiklerini gözlemlediğimizde, belki de bu ifadenin bir anlamı olabilir. Hani bir bakıma “İkincil Tanrı” ya da “Dünya Tanrısı” kimdir, diye sorarsak, aslında evrenin tepe noktası olan Tanrı’dan sonra, sosyal medya yıldızlarının ve büyük şirketlerin yönetici figürlerinin bir anlamda toplumda giderek daha fazla kutsanması gibi bir şey ortaya çıkar.
Sosyal Medya İmparatorları: Yeni Tanrılar
Bugün, sosyal medyada sıkça gördüğümüz influencerlar, aslında büyük birer tanrı figürü gibi davranıyorlar. Kitlesel bir bağlılıkları var, milyonlarca insan onları takip ediyor, her hareketleri dikkatle izleniyor. Ne giyeceklerini, hangi markaları tercih edeceklerini, hangi mesajları vereceklerini merak ediyorlar.
Bu figürler, tıpkı eski toplumlarda birer tanrı gibi takip edilirken, aynı zamanda birer ürün haline gelmiş durumda. Bu kişiler, tıpkı eski mitolojilerdeki tanrılar gibi, ‘güç’ ve ‘etki’ anlamında bir yeri dolduruyorlar. Ama bir farkla: Tanrılar her zaman ezeli ve mutlak olurken, bu yeni tanrılar geçici ve insanlardır.
Kapitalizm ve “Tanrısal” Güç
Günümüzde paranın, gücün ve etkilemenin “tanrısal” bir boyut kazandığını göz önünde bulundurursak, bu sorunun bir başka boyutunu da incelemiş oluruz. Kapitalizmin gidişatı, sadece devletleri değil, aynı zamanda toplumsal yapıları da şekillendiriyor. O yüzden bazen kapitalizmin en güçlü figürleri, yani büyük iş insanları, CEO’lar ve finans dünyasının önde gelen isimleri de bu “üçüncüsü Allah olan” tanrılar arasında sayılabilir.
Bir örnek verelim: Elon Musk. Kendisi sosyal medya üzerinden başlattığı tartışmalarla, yaptığı hamlelerle dünya çapında büyük bir etki yaratıyor. Burada Tanrı’yla kıyaslamak belki abartılı olabilir, ancak toplumsal anlamda yarattığı etki ve verdiği mesajlar onu bir tür “putlaştırılmış” figür yapıyor.
Peki ya onlar “tanrı” mı?
Aslında burada soru şu: Tanrı kavramı, mutlak ve değişmez bir varlık olarak kabul ediliyorsa, bu figürlerin yaptıkları hareketler ve toplumsal etkileriyle gerçekten Tanrı’yla karşılaştırılabilir mi? Sosyal medyanın gücünü ve kapitalizmin doğasını incelediğimizde, bazen evet diyoruz, bazen ise hayır.
Eleştirel Bir Bakış: Bu Yükü Taşımak Zor
Sosyal medya ve kapitalizm figürlerinin “üçüncüsü Allah” olarak adlandırılması, sadece bir eğlence değil, aynı zamanda derin bir toplumsal eleştiridir. İnsanlar, Tanrı’yı ve Tanrısal kavramları giderek daha çok “ticari bir mal” gibi değerlendirmeye başlamışlardır. Bu da aslında toplumun değerlerindeki çürümeyi, dinin ve manevi değerlerin giderek daha az önemsenmesini gösteriyor.
Kapitalizmle birlikte, Tanrı’nın mutlaklığı yerini sürekli değişen ve bireysel çıkarları ön plana çıkaran “sistemin Tanrısına” bırakmış durumda. Bu noktada, bu kadar büyük bir gücün elinde bulunması ve ona bu kadar saygı gösterilmesi tehlikeli olabilir. Çünkü Tanrı kavramı, evrensel bir adalet ve değişmezlik fikriyle ilişkilendirilen bir şeydir. Oysa sosyal medya fenomenleri ya da zengin iş insanları, gücü ellerinde tutuyorlar ama bir o kadar da değişken ve sistemin kölesidirler.
“Üçüncüsü Allah” İfadesinin Zayıf Yönleri
Putlaştırma Riski: “Üçüncüsü Allah” ifadesi, kişileri putlaştırmak anlamına gelebilir. Burada Tanrı figürünü, ticaret ya da toplumsal iktidar için kötüye kullanmak gibi bir risk de var. Hem dinî inançlar hem de toplumsal yapılar söz konusu olduğunda, bu tür “putlaştırmalar” tehlikeli olabilir.
Toplumsal Çürümüşlük: Bu kavram, toplumu sadece bir tüketime ve kayıtsızca hayranlık gösterilmesine yönlendirebilir. Gerçekten “tanrısal” olan şeyleri taklit etmeye çalışırken, neyin doğru ve gerçek olduğunu unutabiliriz.
Sonuç: Yeni Tanrıların Günümüz Toplumunda Yeri
Sonuç olarak, “Üçüncüsü Allah olan iki kişiden biri kimdir?” sorusu, çağımızın toplumsal yapısındaki değişimlere dair bir sorgulama alanı sunuyor. Tanrı figürünün yerine, toplumda çok daha geçici, gücü elinde tutan insanlar ve figürler geçiyor. Bu kişiler zaman zaman toplumsal düzene göre kendilerini Tanrı’nın yerini almış gibi hissedebilirler. Ancak bunun ne kadar sağlıklı bir şey olduğu tartışmaya açık.
Asıl mesele ise şu: Eğer Tanrı’yı ve manevi değerleri gerçekten yüceltiyorsak, sosyal medyanın ya da kapitalizmin yarattığı bu yeni “tanrılara” karşı nasıl bir duruş sergilemeliyiz? Bu soruyu kendimize sorarak, yalnızca bireysel değil, toplumsal anlamda da bir sorumluluk üstlenmemiz gerekiyor.