İçeriğe geç

Sevgi Duvari şiiri kimin ?

Sevgi Duvarı Şiiri Kimin? Hadi Biraz Eğlenelim!

İzmir’de yaşıyorum ve bence burada herkesin hayatı biraz daha renkli, biraz daha akışkan… Mesela, her sabah iş yerinde ne kadar da monoton olursa olsun, mutlaka bir kahkaha patlatıyorum. Çünkü arkadaş ortamımda komik olmak, tek varoluş amacım gibi bir şey. Ama öte yandan da, bir şeyleri derin derin düşündüğümde, her şeyin biraz daha karmaşık olduğunu fark ediyorum. İşte, bugün de tam böyle bir gün… Çünkü bir anda, “Sevgi Duvarı şiiri kimin?” sorusu kafama dank etti.

Evet, duydunuz doğru. Hepimizin hayatında bir an vardır ki, o soruyu sormadan duramayız. “Ya bu şiiri kim yazdı? Gerçekten kim yazdı?” diye sorgulamadan geçemeyiz. Ama bir yandan da düşünürken, aklıma hemen şöyle bir senaryo geliyor: Ya bu şiir, aslında hepimizin yazdığı bir şeyse? Yani, ben, sen, o… Hepimiz? Müzik gibi, şiir gibi, edebiyat gibi… Neyse, şimdi bırakın derin düşünmeyi, işin mizahi kısmına geçelim.

“Sevgi Duvarı” ve Kendi Düşüncelerim: Kimi Hissediyorum?

Beni tanıyanlar bilir, bazen en basit sorularla beynimi o kadar yoğururum ki, en sonunda anlamadığım bir noktada kaybolurum. Hani “Sevgi Duvarı şiiri kimin?” sorusunu sormadan önce, “Bunu gerçekten öğrenmem gerekir mi?” diye bir an kafamda soru işaretleri oluştu. Ama sonra, her şey birbirine bağlandı. Yani, bu şiir o kadar popüler ki, herkesin bir şekilde içinde bir parçası var. Ama işte, hepimizin bildiği bir şey var: Herkes “Sevgi Duvarı” şiirini birinin yazdığına inanıyor, fakat kimse gerçekten o kişiyi hatırlamıyor. Bu çok garip, değil mi?

“Ya şimdi, bir saniye,” diye düşündüm. “Bu şiiri yazan kim? Hadi gel, bulalım!” Böylece, Google’ı açtım ve ‘Sevgi Duvarı şiiri kimin?’ diye yazıp arama yapmaya başladım. Ama inanın, iki dakika sonra bir şüphe doğdu içimde: Belki bu şiir, bir zamanlar birinin içsel dünyasında yaptığı bir yürüyüşün sonucu, sadece çok uzaklardan gelen bir yankıydı ve zamanla, herkes buna sahip oldu. Yani, kimse kimseye ait değil, hepimizin ortak bir ürünü, bir duygu hali.

Evet, arkadaşlar, işte o an bir derin düşünceye daldım ve kafam karıştı. Ama durun, mizahı unutmayalım! Gerçekten merak ettim, Sevgi Duvarı şiirini ilk kim yazdı diye. Ama tabii, bu soruyu kendimce çözmeme karar verdim. “Beni benden alacak kadar düşündüren bir soru bu,” dedim ve kendi iç sesime de şöyle yanıt verdim:

Benimle dalga mı geçiyorsun?

Evet, ama içsel bir şekilde!

Bir Şiir Bizi Neden Bu Kadar Düşündürüyor?

Şimdi, Sevgi Duvarı şiirinin bende uyandırdığı hisleri anlatmak gerekirse, biraz garip bir his olduğunu itiraf etmeliyim. Yani, bir şiir, bir anda seni derin düşüncelere sürükleyecek kadar güçlü olabilir mi? Oluyor. Çünkü bence bu şiir, o kadar genel bir duyguyu ele alıyor ki, her birimizin içinde bir şekilde yankı buluyor. Hepimiz birer “duvar” yaratıyoruz, kendi içimizde. Ve o duvarın ardında da sevgiyle ilgili bir şeyler var, ama ne olduğunu tam olarak anlayamıyoruz. Hepimiz bir şekilde bu şiire dahil olmuşuz gibi…

Öyle ki, bir arkadaşım dün akşam bana, “Ya, ben Sevgi Duvarı şiirini okudum ve sence gerçekten de insan kendini sevgiyle sarar mı?” diye sordu. Tabii ben, o an bunu düşündüm ve dedim ki:

“İyi de, dostum, burada ‘duvar’ kavramını ciddiye alıyorsun gibi… Ya bir düşün; belki de duvarların arasında hep sevgi var ama biz bazen bakmayı unutuyoruz.”

Arkadaşım başını sallayarak, “Ya tamam, bir saniye!” dedi, “Ama gerçekten kim yazdı bu şiiri?”

Ve işte o an, “Sevgi Duvarı şiiri kimin?” sorusu, sadece şiiri merak etmekle kalmadı, aslında bu şiire dair içsel bir yolculuğa çıktığımı fark ettim.

Bir Şiir ve İçsel Bir Keşif

İzmir’in kafelerinde, sahil kenarında yürürken düşündüm: Hadi ya, belki de sevgi gerçekten bir duvar… Yani, bazen insanlar, sevgi konusunda o kadar duygusal duvarlar örüyorlar ki, sonunda kimseye ulaşamıyorlar. “Evet,” dedim, “belki de sevgi, sadece bir kavram değil, her insanın içinde ördüğü duvarların arasında kaybolmuş bir şeydir.”

Ve sonra, çok ciddi düşünürken birden fark ettim ki, Sevgi Duvarı şiiri, aslında tam da bu duvarları sorgulayan bir şiir olabilir. Bu şiir, bizi, sevginin ve içsel bariyerlerin ötesine geçmeye davet ediyor. Ama yine de herkesin sevgiye bakış açısı farklı. Yani, bu şiiri birinin yazıp yazmadığını sorgulamak yerine, sevginin ne olduğunu tartışmak belki daha değerli.

Ama durun, hâlâ şiir kimin demiştik? Durun, durun! Sonra birden hatırladım: “Sevgi Duvarı” şiirini yazan kişinin adı: Cemal Süreya. Evet, işte buldum!

Cemal Süreya ve Sevgi Duvarı

Cemal Süreya, bu şiirle bir duvarın ardındaki sevgiyi, sevgiyle donatılmış içsel bir gücü anlatıyor. Evet, sonunda buldum! Cemal Süreya’nın “Sevgi Duvarı” şiirini yazmasıyla, belki de yıllardır süregelen o içsel keşif ve duvarları sorgulama süreci tamamlanmış oldu. Şiir, sevgiyle ilişkili tüm karmaşık düşüncelerimi ve duygularımı bir araya getirdi. Ama asıl önemli olan, bu şiir sayesinde, sevginin, duvarların ve içsel keşiflerin ne kadar birbirine bağlı olduğunu bir kez daha fark ettim.

Sonuç: Sevgi Duvarı Şiiri Kimin?

Öyleyse, Sevgi Duvarı şiiri kimin? sorusu, aslında çok daha derin bir anlam taşır. Sonunda buldum! Evet, Cemal Süreya yazmış. Ama bir şiir, sadece bir kişiyle sınırlı olamaz. Herkesin içinde bir Sevgi Duvarı vardır. Kimisi bu duvarı yıkmaya çalışır, kimisi ise bu duvarı inşa eder. Bu şiir, hem kişisel hem de kolektif bir deneyimin parçası haline gelir.

Şimdi, belki de soruya şu şekilde cevap verebiliriz: Sevgi Duvarı şiiri, hepimizin şiiridir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet giriş